İdare ve Vergi Hukuku Avukatı

İdare Vergi Hukuku Süreçleri ve Avukatların Rolü

Türkiye’de oldukça detaylı bir alan olan vergi konusu kuşkusuz hukukta da önemli bir yere sahip durumda. Ekonominin temel taşlarından biri olan vergide istikrarlı bir sistemin kurulması, ülkenin tümü için fayda sağlıyor. Ülkemizde idare organlarının örgütlenmesini ve faaliyetlerini içeren kuralları ön gören, kamu hizmetlerinin etkili sunulmasında kritik role sahip olan bu idare ve vergi hukuku birçok davanın da konusu oluyor. Ülkemizde tüzel ve geçek kişilerin idare organları ile kurdukları ilişkilere dair düzenlemeler yapan ve bu haliyle toplumsal yapıya doğrudan etkisi bulunan hukuk alanında birçok detay bulunuyor.

İdare hukuku, ülkemizdeki idare organlarının ana etkinlik alanlarından milli savunma, güvenlik, ekonomi yönetimi, ulaştırma, taşıma, sağlık, eğitim, bayındırlık, çevre yönetimi, idareye ait özel hukuki sözleşmeler (kamu ihaleleri), gümrükler, turizm, emniyet kuvvetleri, memurlar, üst kurullar gibi çeşitli alt başlıklarda çok sayıda düzenleme ön görüyor. Bu düzenlemelerin bir kısmı genel kurallara tabi olsa da pek çoğu kendine has istisnalara ve ayrıntılara sahip durumda.

İdare hukuku ile yakından bağı bulunan vergi hukuku ise, devlet aygıtının kamu gücü vasıtasıyla elinde topladığı vergi, harç, resim, şerefiye gibi bütün kamu kaynaklarını içeriyor. Verginin toplanmasından vergi borçlarının doğmasına ve aynı şekilde ortadan kalkmasına kadar tüm düzenlemeler vergi hukuku altında yer alıyor.

qtq80-OEQCfL

En uzman idare ve vergi hukuku avukatlarını listeleyin

Avukat Ara

İdare ve vergi hukuku yalnızca kendi alanıyla sınırlı kalan müstakil bir hukuk alanı olma görünümünden çok uzakta yapılanıyor. Buna göre, uluslararası hukuk, yargılama – takip hukuku, ceza hukuku, anayasa hukuku gibi başka alanlarla yakından ilişkiye sahip. Söz konusu yan alanlarda bilgi sahibi olmadan idare ve vergi hukuku ve öngördüğü düzenlemelere ilişkin detaylı bir kavrayışa sahip olmak da mümkün değil. Bu açıdan, bahsi geçen alanlarda deneyim sahibi uzman hukukçulardan bilgi almak her zaman faydalı oluyor.

Hesap & Vergilendirme Hatalarının Düzeltilmesi

Vergi uygulamalarına ilişkin yapılan hesaplarda ya da vergilendirme işleminin kendisinde görülen hatalar sebebiyle kanuni olandan az ya da çok vergi istenmesi ya da alınması durumu, hukuka uygun olmayan sonuçlar doğuruyor. Bu durumda,  gerçek ya da tüzel kişiler vergi hatasının düzeltilmesi adına hukuki yollara başvurabiliyor. Bu aşamadan önce, vergi mükellefi bağlı bulunduğu vergi dairesine giderek başvuru yapma imkanına sahip. Ancak buradan istediği sonuç çıkmadığı takdirde hukuki haklarını kullanabiliyor. Bahsi geçen durumda idare ve vergi hukuku alanında uzmanlaşmış bir avukattan profesyonel hukuki destek almak vergi mükellefi için büyük avantaj sağlıyor.

Vergi muafiyeti ve istisnaları

İlgili kanuna göre vergilendirilmesi gereken mükelleflerin yine aynı ilgili kanunla vergi dışına alınması olayı vergi muafiyeti olarak adlandırılıyor. Kanunun tanıdığı istisna gereği vergi mükellefi böylece vergi sorumluluğu dışında tutulabiliyor. Benzer şekilde, ilgili kanunca normalde vergiye tabi olması gereken bir konunun, servetin, gelirin, mal / hizmet ifasının, evrağın veya kıymetin vergi istisnası ile vergiye konu olmaktan çıkarılması mümkün olabiliyor.

Ancak söz konusu durumlara ilişkin ilgili kanunda çeşitli şartlar sıralanıyor. Bir vergi mükellefinin vergi muafiyeti veya istisnasına tabi olup olmayacağını öğrenebilmesi adına bir vergi veya idare avukatı vasıtasıyla detaylı bilgi alması mümkün.

Vergi Usul Kanununa Aykırı İşlemin İptali

İlgili kanunda belirtilen şekliyle yapılması gereken vergilendirme işleminin usul kanununa aykırı olduğu gerekçesiyle iptal edilebilmesi mümkün. Söz konusu duruma sahip olduğunu düşünen vergi mükellefinin bir vergi ya da idare avukatı ile süreci takip etmesi kendisi açısından olumlu sonuçlar doğurabilir. Kanunda belirtilen halin usule aykırılık çerçevesinde değerlendirilip değerlendirilemeyeceği konuya hakim bir avukat tarafından tespit edilebilir. Bu şekilde, yetkili mahkemede açılacak bir dava ile vergi usul kanununa aykırı işlemin iptali söz konusu olacaktır.

Şirket Yöneticilerinin Kurum Borcundan Şahsi Sorumlulukları

Anonim ve limited şirket çeşitlerinde söz konusu şirketin özel hukuk kaynaklı borçlarını karşılayamayacak durumda olması halinde şirketin ortaklarının sahip olduğu sorumluluk taahhüt edilen sermaye borcuna göre değişir. Şirket kuruluşunda ortakların taahhüt ettiği sermaye borcu olup olmaması, şirket yöneticilerinin kurum borcundan dolayı şahsi sorumluluk altına girip girmeyeceklerini belirler. Bu durum hakkında detaylı bilgi için bir vergi veya idare avukatı vasıtasıyla gerekli araştırma yapılabilir. Ardından, muhtemel şahsi sorumluluk hali durumunda nasıl bir yol takip edileceği planlanır.

İdari cezalar ile vergi suç ve cezaları

Bir vergi mükellefinin ödemediği vergi tutarı için yetkili vergi idaresi yasal işlem başlatır. Gecikme zammının yanı sıra söz konusu tutara bir gecikme faizi uygulanır. Ardından başlatılan cebri icra işlemi ile borçluya ödeme emri çıkarılır. Ödeme emri borçluya tebliğ edildikten ve kesinleştikten sonra alacağın cebri icra ile alınması için haciz uygulamasına başvurulur. Vergi mükellefi ilgili vergi dairesiyle anlaşarak mahsup ya da takas seçeneklerini kullanabilir. Mali niteliğe sahip usulsüzlük suçları vergi ziyaı cezasıyla cezalandırılır. Vergi hukukunda bunlar dışında tanımlanmış başka suçlar da vardır.

İdari cezalar ve vergi cezalarına karşı alanında deneyimli bir vergi ya da idare avukatı ile görüşmek büyük fayda sağlayacaktır. Bu şekilde vergi mükellefi, hangi fiillerin suç kapsamına girip girmeyeceğini önceden öğrenebilir. Eğer bu süreçten önce çeşitli faaliyetleri idari ceza veya vergi cezası kapsamına giriyorsa bundan sonra nasıl bir hukuki yol izlemesi konusunda bilgi alabilir. Aksi takdirde, vergi mükellefi cezai işlemlerle karşılaşabilir. Önceden bilgili ve hazırlıklı olunması doğacak zararlara karşı tedbir alınmasını sağlar.

İdari başvurular, idari karar ve işlemlere karşı itirazlar

İlgili kanunda tanımlanan idari başvurular, karar ve işlemlere karşı itirazlar için kanunda hak tanınmıştır. Ancak söz konusu başvuru ve itirazların hangi usullerde gerçekleşeceğine dair bilgi edinmek için alanında deneyimli bir avukata danışmak yerinde olacaktır. Böylece, söz konusu başvuru ve itirazları kanunda tanımlanan usulde yapmak ve etkili sonuçlara ulaşmak mümkün olacaktır.

Kamulaştırmaya ilişkin ihtilaflar

Kamu yararına görülen haller dahilinde gerçek veya tüzel kişilere ait taşınmazlara kamulaştırma yolu ile idare el koyabilir. Devletin hukukta gerçek ve tüzel kişilerden üstün konumda tanımlanması sebebiyle normda tarafsızlık ilkesi gözetilir. Bu şekilde, zayıf olan taraf, kanunda üstün olan tarafa karşı korunmaya çalışılır. Bu ilke, kanunun üstün gördüğü tarafın zayıf gördüğü tarafın haklarını ihlal etmeden el koyma işlemini gerçekleştirmesini sağlar. Bununla birlikte, yakın zamanda yapılan bir Yargıtay içtihadı, bazı durumlarda bedel ödemeksizin devletin bazı tüzel kişilik mülkiyetlerine el koyabilmesinin önünü açtı. Bu şekilde idare günümüzde kamulaştırmasız şekilde el atma uygulamasına başvurabiliyor.

Kamulaştırma işleminde kamu yararının gerekip gerekmediği ihtilaflara sebep olabiliyor. İdarenin kamulaştırma kararını alması ve tebliğ etmesinden sonra 30 gün içinde iptal davası açılabiliyor. Bu davanın açılmaması, mülk sahibinin kamulaştırma işlemini kabul ettiği yönünde değerlendiriliyor. Kamulaştırma işlemi kabul gördüğünde idareye ait kıymet takdir komisyonu tarafından belirlenen kamulaştırma bedeli taşınmazın sahibine bildiriliyor. Söz konusu bedelin kabul edilmemesi durumunda da taşınmaz sahibinin mahkemeye başvurarak itiraz etme hakkı bulunuyor. İhtilafın giderilmesi halinde mahkemenin yeniden belirlediği kamulaştırma bedeli idare tarafından taşınmazın sahibine ödeniyor.

Kamulaştırmasız el koymada söz konusu müdahaleye karşı dava açma, kamulaştırmadan dolayı iptal davası açma ve benzeri konularda alanında deneyimli bir avukata başvurarak detaylı bilgi almakta ve hukuki süreci birlikte takip etmekte büyük yarar var.

Uzlaşma işlemleri

Kamulaştırma veya diğer konularda idare ile gerçek ya da tüzel kişiler arasında uzlaşma işlemleri söz konusu olabilir. Bu durumda bir avukattan profesyonel destek alarak tarafınız için en uygun sonucun çıkabilmesi adına hukuki süreci başlatabilirsiniz.

İdarenin kusuru ile ortaya çıkan zararlar

Çeşitli sebeplerle idare aygıtının kusuru ile ortaya çıkan zararlarda vatandaşların gerçek ya da tüzel kişilik olarak ortaya çıkan zararın tazminini isteme hakkı bulunuyor. Hangi hallerin idarenin kusuru kapsamında sayılabileceğine ilişkin ilgili yasada çeşitli düzenlemeler bulunsa da profesyonel bir hukuki destek alarak bu konuda detaylı bilgiye ulaşabilir ve avukatınız vasıtasıyla hukuki süreci takip edebilirsiniz.

Yürütmenin Durdurulması

İdare tarafından tesis edilen bir sürecin durdurulması ancak söz konusu işlemin bir yargı kararıyla iptal edilmesi yoluyla mümkün olabilir. İşlem yargı kararı ile iptal edilene dek süreç hukuka uygun olarak işlemeye devam eder. Herhangi bir yargı katında dava açılması tek başına süreci durdurmak için yeterli olmaz. Mutlaka yargı kararının kesinleşmesi gerekir. Karar kesinleşince ilgili makama yürütmenin durdurulması kararı tebliğ edilir. Söz konusu işlemleri gerçek ya da özel hukuk tüzel kişiler bir idare avukatı vasıtasıyla başlatarak yürütebilir.

qtq80-OEQCfL

En uzman idare ve vergi hukuku avukatlarını listeleyin

Avukat Ara