İcra & İflas ve Yapılandırma Hukuku Avukatı

İcra & İflas ve Yapılandırma Hukuku ve Avukatların Rolü

Ülkemizde en sık karşılaşılan dava türlerinden olan icra, iflas ve yapılandırma, birçok şirket için olumsuz bir senaryo olsa da ülkemizde ticari hayatın gittikçe karmaşık bir hal alması beraberinde hukuki konuların da farklı ayrıntılara kavuşmasına sebep olabiliyor. Birçok şirket,  alacaklarının tahsili, satış sonrası yaşanan problemler veya iflas talebi ile hukuki yollara başvuruyor. Bahsi geçen durumlarla yüz yüze gelindiğinde vatandaşlar, hukukun kendilerine tanıdığı haklardan tam olarak yararlanabilme yoluna gitmeli. Bu açıdan, alanında deneyimli bir icra avukatı, gerek davanın seyrini gerekse diğer hukuki işlemleri takip ederek vatandaşa yardımcı olabilir. Söz konusu alanlarda karşılaşılan problemlerde firmalar ya da kişiler, hukuki prosedüre hakim bir avukata danıştığında, ilerleyen süreçte nasıl bir yol izlemeleri gerektiğini öğrenebilir. Böylece, sürecin kendileri açısından en az zararla kapanmasını sağlayabilirler.

qtq80-OEQCfL

En uzman icra ve İflas avukatlarını listeleyin

Avukat Ara

İşlem geçmişi sebebiyle iflas odaklı olan sözleşmeler, yapılan kira sözleşmelerindeki değişiklikler, yeniden yapılandırma planı ve tüm diğer işlem belgelerinin hazırlanışı, anlaşılması ve müzakere edilmesi için, ilgili kanunlara hakim bir avukat ile mahkemede hızlı sonuç almak mümkün. Böyle bir yardımda kişi, iflas sonrası ticari geleceğine dair fırsat alanlarını ön görmede destek de alır. Borçlar Hukuku, Ticaret Hukuku ve İcra Hukukunun devrede olduğu bu alan, konu hakkında yeterli bilgisi olmayan kişiler için karmaşık görünebilir. Ancak ticari ve hukuki işlemlerin ilk adımdan itibaren düzgün biçimde yapılması, problemle karşılaşma riskini azaltır. İstenmeyen ve planlanmayan bir durum oluştuğunda ise, hukuki yollardan mümkün olan en iyi sonuç alınmaya çalışılır.

İcra, iflas ve yapılandırmanın yanı sıra haciz, alacakların tahsili ve satışın takibi gibi konularda da konuya hakim avukatlar destek verebilir. Ayrıca, vekaletin verilmesi durumunda avukat, kişi yerine dava sürecini takip eder. Böylece, dava süreci vatandaşlar için daha kolay hale gelir.

İcra İşlemleri

Ticari ilişkiler veya başka bir sebepten dolayı verilen borcun geri alınamaması durumunda alacaklının çeşitli hukuki hakları gündeme gelir. Bu noktada alacaklı, bir icra avukatı tutarak icra sürecini başlatabilir. Söz konusu durumun kişide yaratacağı psikolojik etkiler göz önüne alındığında, böyle zor bir süreçte profesyonel hukuki destek almak yanlış kararlar verilmesinin de önüne geçer. Açılacak icra davası ile hukuki süreç başlatılır. İcra hukuku, bu anlamda alacaklının haklarını korumak için önlemler geliştirmiş durumda.  Hukuki yola başvurmadan yapılacak işlemler, haklı durumdaki alacaklıyı haksız duruma düşürebilir. Ayrıca, bu yolla alacakların tahsili çoğu zaman mümkün olmaz. Borçlunun mal varlığını tespitle işe başlayan icra avukatı, davacının haklarını mahkemede temsil etmek üzere yetki alır. Ayrıca, kanunda kendisine tanınan hakları anlatarak davacının olumlu netice almasına yardımcı olur.

İflas işlemleri ve iflas erteleme

İcra ve iflas, genellikle birlikte anılan iki önemli hukuki alanı olarak biliniyor. Kişisel mal varlıklarına ilişkin bu hukuki alan, bu yönüyle, hemen hemen her vatandaşın doğrudan ilgisini çeker. Avukatlar, böyle zor süreçlerde müvekkillerine hukuki destek ve yönlendirme hizmeti verir.  İcra ve iflas hukukuna hakim deneyimli bir avukat ile, bu sürecin en iyi şekilde atlatılması mümkün. İflas işlemleri için bir avukata vekalet vermek ilk etapta yeterli oluyor. Ardından avukat, gerekli prosedürleri müvekkili ile paylaşarak davanın seyri hakkında sürekli bilgilendirme yapıyor. Bir diğer önemli alan olan iflas erteleme konusunda da benzer prosedürler geçerli oluyor.

İflas hukukunda hukuki danışmanlığın rolü zannedilenden daha etkili olabilir. Örneğin danışmanlık veren avukat gerekli araştırma ve analizleri yaptıktan sonra şirketin iflas ilan etmesine gerek olmadığını belirtebilir. Böyle bir durumda şirket, yeni bir pozisyon alarak kendisi açısından daha avantajlı bir konum elde edebilir. O yüzden iflas işlemlerinde acele etmeden karar vermek en doğrusu olacaktır. Gerekli görüldüğü takdirde iflas ilan edilebilir veya iflas erteleme talebinde bulunulabilir. İki durumda da vatandaşın kanunda belirtilen çeşitli hakları bulunur. Söz konusu hakların kullanılması adına avukatlar yardımcı olur.

Haciz işlemleri

Ödenmeyen borcun ardından başlatılan icra süreci, haciz işlemleri ile son bulur. Söz konusu işlemler, icra memurunun borçlunun mallarına dair bir tutanak hazırlamasıyla başlar. Aynı maldan birden fazla bulunuyorsa yine bu mal hacze konu olabilir. İcralık olan mallar satılarak buradan elde edilmiş gelir borçlunun borç hanesinden düşülür. Malların satılamadığı süreçte borç miktarı üzerinde yasal faiz işler. Satış gerçekleşene kadar aşamalı olarak malın satış fiyatı düşürülür. Eğer satış gerçekleşirse ve borç miktarından daha fazla bir gelir elde edilirse bu fazla borçlu kişiye iade edilir. Satış gerçekleşmeden, borçlu kişi miktarı ödeyerek malını geri alabilme imkanına sahiptir. Borçlunun hayatını idame ettirmesinde gerekli olarak görülen mallar hacze konu olmaz. Taşınmaz hacizleri yalnızca söz konusu taşınmaz üzerinde bir borç – alacak ilişkisi sağlandıysa gerçekleştirilir.

Hem icra hem de haciz işlemleri, iki tarafın da en az derecede mağdur olması için tasarlanmış durumda. Ancak elbette çeşitli durumlarda tarafların biri ya da tümü mağduriyetler yaşayabiliyor. Karmaşık bir sisteme sahip olan haciz işlemlerinde bu açıdan, hukuki destek almak doğru bir yol olacaktır. İcra ve haciz hukukunda deneyimli bir avukat, iki taraf için de olumlu sonuç almada yardımcı olur.

Karşılıksız çek işlemleri

Ticaret hayatının vazgeçilmez araçlarından olan çeklere ait işlemlerde zaman zaman sorunlar yaşanabiliyor. Hukuka uygun olmayan bir durum oluştuğunda, tarafların mahkemeye başvurma imkanı bulunuyor. Bu alanda özel olarak düzenlenmiş Çek Kanununun ilgili maddesine göre, karşılıksız çıkan çeklerde gerçek ve tüzel kişiler için çeşitli cezai hükümler tanımlanıyor. Ayrıca, kanundaki yeni düzenlemeyle, çekin karşılığı olan tutarı banka hesabında tutmuyor olmak da suçun maddi unsurları arasına girdi. Yani, ibraz tarihinde, bahse konu olan çekin karşılığı tutarın banka hesabında bulunmayışı ve banka tarafından çeke “karşılıksızdır” kaşesinin vurulması, suçun oluşmasında yeterli görülüyor.

Böyle bir çeke sahip olan kişinin şikayetiyle önce çek düzenlemede ve çek hesabı açmada yasaklama kararı çıkar. Daha önceden bu yönde bir karar verilmişse de, bunun devamına hükmedilir. Yasada, karşılıksız çıkan her çek için 1500 güne kadar adli para cezası uygulanması öngörür. Bahsi geçen konuda davanın iki tarafının da hukuki desteğe başvurması, sürecin mümkün olduğunca çabuk ve en az mağduriyetle giderilmesinde yardımcı olur.

Banka kredi sözleşmeleri ihtilafları

Bankalar ülkemizde finans piyasasının omurgasını oluşturan yapılardan biri. Vatandaşlarla veya firmalarla bankalar arasındaki ihtilaflar zaman zaman mahkemeye intikal edebiliyor. Banka kredi sözleşmelerinde doğan ihtilaflar da bunlardan biri. Kredi müşterisi ile bankalar arasında kurulan, yapılacak kredi sözleşmesindeki şartları içeren niteliğe sahip Genel Kredi Sözleşmeleri, müşteriyi kredi kullanma borcunda yükümlü kılmaz. Ancak bu alanda doğacak diğer ihtilaflar için dava açılabilir. Bu süreçte, gerek ticaret hukuku gerekse icra, iflas, yapılandırma konularında deneyimli bir avukattan yardım alarak süreci doğru biçimde yönlendirmek mümkün olur.

Yapılandırma

İcralık duruma düşen ve avukata intikal eden kredi borcunu yapılandırma, birçok kişi tarafından merak edilen bir konu. Bu konuda çok sayıda kişi internet üzerinden arama yaparak doğru bilgilere ulaşmaya çalışıyor. Ancak mevcut şartlara göre en doğru sonucu alabilmek adına bu alanda deneyimli bir avukattan profesyonel danışmanlık hizmeti almak en doğru seçenek olacaktır.

Üç ay üst üste ödenmeyen borçlar için başlatılan hukuki süreç ardından bankanın anlaşmalı olduğu avukata intikal ediyor. Bu durumda borçlunun, yapılandırma ve taksitlendirme imkanları için hukuki haklarını kullanarak bir yol çizmesi gerekir. Borcun takibinde görevli avukat ile taksit veya yapılandırma yolunda anlaşma sağlamak için yine bu alanda çalışan bir avukata vekalet vermek borçlu için uygun olacaktır.

Menfi tespit ve istirdat davaları

Borçlu kişinin, artık borçlu olmadığını göstermek adına gereken menfi tespit ve istirdat davası çeşitli sebeplerle açılabilir. Fakat süreçte, zamanaşımının olmama şartı bulunur. Ödeme emrine itiraz edilmezse ve ardından bir zamanaşımı yaşanırsa, bir menfi tespit davası açılamaz. Bu kapsamda, bahse konu olan borç miktarının şahıs tarafından ödenmiş olması zorunlu tutulur. Bununla beraber, icra takibi yoksa menfi tespit davası açılabilir. Ayrıca, alacaklı olduğunu iddia eden kişi de icra takibi yapabilir. Bu durumda, borçlu kişi menfi tespite bakan mahkemeden bir karar çıkartarak söz konusu icra takibinin durdurulması adına ihtiyati tedbir kararı alabilir. Böylece, icra takibi duracaktır.

Süreç boyunca hukuki düzenlemelerde yer alan detaylar belirleyici rol oynayabilir. O yüzden gerek borçlunun gerekse alacaklının profesyonel hukuki hizmet alması davanın seyrinde etkili olabilir.

qtq80-OEQCfL

En uzman icra ve iflas avukatlarını listeleyin

Avukat Ara